Deplasmanlar, sevinçler, meşale kokusu, besteler, derbi maçları, şampiyonluklar… Hep bu heyecanlarla geçti çocukluğum. Yer ve zaman değişti ama değişmeyen tek şey sırtımdaki çubuklu oldu.

2013-14 sezonu öncesinde Fenerbahçe’den teklif almam hayallerimin başlangıcı oldu. Gururla taşıdığım çubuklu artık benim tutkumun daha ötesiydi, artık benim görevimdi. Ardında kaptanlık görevini bana layık görüldüğünü duyduğumda boğazım kurudu, hemen babamı aradım. O Fenerbahçeli Melih, tuttuğu takımın kaptanıydı artık. Geldiğim ilk günden itibaren sadece takımımızın başarısı ve büyük taraftarımız için çalıştım.

Bana 5-6 yıl önce bir Türk takımının EuroLeague şampiyonu olacağını söyleseler inanamazdım. Ancak sadece birkaç gece önce kupa ellerimizde yükseldi. İnanılmaz gururluyum. Gururum sadece bu takımın kaptanı veya oyuncusu olduğum için değil. Fenerbahçe’m kazandı bu kupayı. Sarı-Lacivert renkler Avrupa’nın en büyüğü olduğu için gururluyum. Bir Türk vatandaşı olarak kupa İstanbul’da kaldığı için gururluyum. Bu başarının hangi noktasında olursam olayım, Fenerbahçe ismini Avrupa’nın en büyüğü yaparken döktüğüm her ter için gururluyum.

Biz bir aileyiz… Başkanımız, yöneticilerimiz, hocamız, kardeşlerim ve sizin görmediğiniz arka planda bizim başarımız için mücadele eden kulüp personeliyle beraber yürüyen büyük ve özel bir aileyiz. Bu ailenin bir parçası olmak benim için sayıların da sürelerinden de ötesinde.

Emin olun eğer bir basketbolcu olmasaydım; 21 Mayıs gecesi sizinle beraber Sinan Erdem’de sesim tükenene kadar “Her şeyden geçtim ama bir senden vazgeçemem’’ diye bağırıyor olacaktım.

EuroLeague geride kaldı. Şimdi Play-Off zamanı.

Saygılarımla

Euroleague Final FourEuroleague Final FourEuroleague Final FourEuroleague Final Four